Evrenye Burada Hepsi Organik "Gizli Cennet"

Evrenye / İnebolu / Kastamonu / Türkiye Doğal Yöresel Ürünler

Tarla Sarmaşığı (CONVVULACEAE – Cnvolvulus arvensis L.)

Tarla Sarmaşığı – Çit Sarmaşığı

Sinonimi
C. lon­gi­pe­di­cel­la­tus Sa’ad.

Diğer İsimeri:
Türk­çe: Çit sar­ma­şı­ğı,
Sar­ma­şık, Ça­dır çi­çe­ği
İn­gi­liz­ce: Fi­eld bind­we­ed, Small bind­we­ed
Al­man­ca: Ac­ker Win­de

Ta­nı­mı: Çok yıl­lık ot­su bir bit­ki­dir. Göv­de al­tı kö­şe­li, çıp­lak, ya­tık, sol­dan sa­ğa doğ­ru sa­rı­lı­cı ve 1 met­re­ye ka­dar uza­ya­bi­lir. Bit­ki çok de­rin­le­re gi­den kök ve top­rak al­tı göv­de­si oluş­tu­ra­bi­lir. Yap­rak­lar al­ma­şık ola­rak di­zil­miş olup, 2-5 cm uzun­luk­ta, çıp­lak ve ok ucu gö­rü­nü­mün­de­dir. Çi­çek­ler yap­rak kol­tuk­la­rın­dan 1-3 adet çı­kar ve hu­ni for­mun­da­dır. Taç yap­rak­la­rı 1.5-2.5 cm uzun­luk­ta, be­yaz­dan pem­be­ye ka­dar de­ği­şen renk­te­dir. Üze­rin­de 5 kır­mı­zı çiz­gi bu­lu­nur. Va­nil­ya gi­bi ko­kar. Çi­çek­ler sa­bah açar, öğ­le­den son­ra ka­pa­na­rak so­lar. Çi­çek­len­me Ma­yıs-Ey­lül ay­la­rın­da­dır. Mey­ve 2 oda­cık­lı kap­sül şek­lin­de­dir. Kap­sül 4-5 to­hum içe­rir. Kü­rem­si ve siv­ri uç­lu­dur. To­hum­lar 3-4 mm uzun­luk­ta, 2-3 mm ge­niş­lik­te ve 2-2.5 mm ka­lın­lık­ta­dır. Yu­mur­ta for­mun­dan oval şek­le ka­dar de­ği­şir, Eni­ne ke­si­tin­de 3 kö­şe­li, ren­gi gri­den ko­yu kah­ve­ren­gi-si­ya­ha ka­dar de­ği­şir. Üs­tü pü­tür­lü ve mat gö­rü­nüm­lü­dür. Bir bit­ki yak­la­şık 500 ka­dar to­hum ve­rir. Üre­me to­hum ve ri­zom­la­rıy­la ol­mak­ta­dır (15).
Çev­re İs­tek­le­ri: Be­sin mad­de­sin­ce zen­gin, ku­rak, sı­cak, gev­şek, tın­lı ve de­rin top­rak­la­rı se­ver. Azot gös­ter­ge­ci­si­dir. Koz­mo­po­lit bir bit­ki­dir. Mey­ve ve seb­ze bah­çe­le­rin­de, en­düst­ri bit­ki­le­rin­de, kış­lık hu­bu­bat içe­ri­sin­de, çim alan­la­rın­da, süs ve yem bit­ki­le­rin­de, boş alan­lar­da rast­la­nır (15).
Top­la­ma Za­ma­nı: Çi­çek­len­me ön­ce­si ve çi­çek­len­me dö­ne­mi
Bit­ki­nin İçe­ri­ği: Bit­ki­nin yap­rak­la­rı çi­çek aç­ma za­ma­nın­da 91.4-134 mg/kg ara­sın­da vi­ta­min C ve A içe­rir. Çi­çek aç­ma za­ma­nın­da içer­di­ği ku­ru mad­de de %20.1 pro­te­in, %3.8 yağ­lı mad­de­ler, %10.2 kül, %22.9 se­lü­loz ve %43.0 azot­suz bi­le­şik­le­ri içe­rir. Ay­rı­ca fla­von, re­çi­ne gli­ko­zi­di ve ta­nen de içer­mek­te­dir (33, 34, 38).
Kul­la­nıl­ma Şe­kil­le­ri
Ka­bız­lı­ğa kar­şı ba­ğır­sak­la­rı ha­re­ke­te ge­çir­mek için ya­rar­la­nı­lır. Bit­ki­nin haş­la­ma­sı za­yıf­la­tı­cı ve di­üre­tik­dir. Pros­tat il­ti­hap­la­rı için kul­la­nı­lır. Bit­ki­nin top­rak üs­tü kı­sım­la­rı ka­nın pıh­tı­laş­ma­sı­na ne­den olan ma­de­yi içe­rir. Taç yap­rak­la­rı fla­von ih­ti­va et­ti­ğin­den sıt­ma­ya kar­şı çay şek­lin­de de kul­la­nı­la­bil­mek­te­dir. Bit­ki­nin sap kıs­mın­dan el­de edi­len öz­su ha­ri­cen ya­ra yı­ka­ma­da ve sı­ra­ca­ya kar­şı ­da la­pa ha­lin­de kul­la­nı­la­bil­mek­te­dir (33, 38).
A. Yi­ye­cek Ola­rak

  1. Sar­ma­şık bö­re­ği (Mus­ta­fa Uğur TO­RUN, Ha­fik-Si­vas, 1994)
    Mal­ze­me­ler: 1 kg yuf­ka, 500 gr sar­ma­şık, nor­mal bü­yük­lük­te 2 baş so­ğan, 2 çay ka­şı­ğı ka­ra bi­ber, 50 gr mar­ga­rin, ya­rım çay bar­da­ğı ay­çi­çek ya­ğı.
    Ha­zır­la­nı­şı: Bit­ki­nin in­ce in­ce doğ­ra­nan yap­rak ve göv­de­le­ri bol su ile yı­ka­nır. Ay­çi­çek ya­ğı ile so­ğan pem­be­leş­ti­ri­lir. Sal­ça ila­ve edi­lir. Doğ­ran­mış olan sar­ma­şık bit­ki­si­de ila­ve edi­le­rek ka­rış­tı­rı­lır. Ha­fif ateş­te sol­ma­sı sağ­la­nır ve bir sü­re son­ra ateş­ten alı­nır. Bu şe­kil­de so­ğu­tu­la­rak yuf­ka­lar ara­sı­na kü­çük kü­çük di­lim­ler ha­lin­de ko­nur. Da­ha son­ra sac üze­rin­de kı­zar­tı­lır, üzer­le­ri yağ­la­na­rak ser­vis ya­pı­lır (Ta­rif: Şük­ri­ye SA­RI­TAŞ).
  2. Tar­la sar­ma­şı­ğı bo­ro­na­sı (Ke­rim KA­RA­TAŞ, An­dı­rın-Kah­ra­man­ma­raş, 1995)
    Mal­ze­me­ler: 1 kg tar­la sar­ma­şı­ğı, 1 kg yo­ğurt, ya­rım çor­ba ka­şı­ğı tuz, 4 diş sa­rım­sak.
    Ha­zır­la­nı­şı: Top­la­nan bit­ki te­miz­le­ne­rek doğ­ra­nır. 3,5-4 lit­re su­yun içe­ri­sin­de kay­na­yın­ca­ya ka­dar haş­la­nır, ocak­tan in­di­ri­le­rek su­yu sü­zü­lür, so­ğuk su­dan ge­çi­ri­lir ve sı­kı­lır. Dört diş sa­rım­sak ya­rım çor­ba ka­şı­ğı tuz ile dö­vü­lür ve haş­la­na­rak sı­kıl­mış tar­la sar­ma­şı­ğı ile ka­rış­tı­rıl­dık­tan son­ra 1 kg yo­ğurt ila­ve edi­lir, ar­tık ye­mek ser­vi­se ha­zır­dır (Ta­rif: Elif ÇAM).
  3. Sar­ma­şık kat­me­ri (Meh­met PİŞ­KİN, İs­ken­de­run-Ha­tay, 1996)
    Mal­ze­me­ler: 1 kg tar­la sar­ma­şı­ğı, 1 baş so­ğan, 4 adet yuf­ka, 100 gr mar­ga­rin, ye­te­ri ka­dar pul bi­ber ve tuz.
    Ha­zır­la­nı­şı: Bit­ki iyi­ce yı­ka­na­rak te­miz­le­nir ve sap­la­rın­dan ay­rı­lır. Bir mik­tar su­da haş­la­na­rak su­yu sı­kı­lır. Çok in­ce kı­yıl­mış so­ğan­lar içe­ri­sin­de yağ bu­lu­nan ta­va­da pem­be­le­şin­ce­ye ka­dar kı­zar­tı­lır. Da­ha son­ra su­yu sı­kıl­mış sar­ma­şık yap­rak­la­rı ha­zır­lan­mış olan bu ta­va içe­ri­si­ne ak­ta­rı­lır. Bun­lar bir­bir­le­riy­le ka­rış­tı­rı­lır. Ka­rış­tır­ma es­na­sın­da ye­te­ri ka­dar pul bi­ber ve tuz ila­ve edi­lir. Yuf­ka­la­rın içe­ri­si­ne ha­zır­lan­mış ola ka­rı­şım ko­nur ve üze­ri ka­pa­tı­lır. Kız­gın sac üze­rin­de pi­şi­ri­le­rek ser­vi­se su­nu­lur.
  4. Sar­ma­şık ye­me­ği (Cen­net GÖK­MEN, Boz­ya­zı-İçel, 1997)
    Mal­ze­me­ler: 1 kg genç dö­nem­de top­lan­mış bit­ki, 200 gr kıy­ma, 1 ye­mek ka­şı­ğı do­ma­tes sal­ça­sı, 1 adet or­ta boy so­ğan, 2 ye­mek ka­şı­ğı te­re­ya­ğı, ye­ter­li mik­tar­da tuz, su.
    Ha­zır­la­nı­şı: Te­miz­len­miş bit­ki yap­rak­la­rı doğ­ra­nır. Ten­ce­re­de eri­ti­len yağ içe­ri­si­ne ön­ce kıy­ma son­ra so­ğan yağ­da kav­ru­lur. So­ğan pem­be­leş­ti­ğin­de do­ma­tes sal­ça­sı ila­ve edi­lir ve kav­ru­lur. Bu­nun üze­ri­ne bit­ki yap­rak­la­rı ek­le­nip ölün­ce­ye ka­dar kav­ru­lur. Üze­ri­ni ör­te­cek ka­dar sı­cak su ko­nu­la­rak tuz ila­ve edi­lir. Kıy­ma­lar pi­şin­ce­ye ka­dar kı­sık ateş­te tu­tu­lur. Piş­tik­ten son­ra ser­vis ya­pı­lır (Ta­rif: Ü. ÇO­PUR).
  5. Ça­dır çi­çe­ği çor­ba­sı (Öğünç KÜ­ÇÜK­KO­YUN­CU, Ba­lı­ke­sir, 1997)
    Mal­ze­me­ler: 500 gr bit­ki, 3 adet do­ma­tes, 1 adet pa­ta­tes, 1 adet ha­vuç, 1 baş so­ğan, 2 diş sa­rım­sak, ya­rım çay bar­da­ğı zey­tin ya­ğı, kı­zar­mış ek­mek, 6 su bar­da­ğı su, ye­te­ri ka­dar tuz.
    Ha­zır­la­nı­şı: Do­ma­tes­le­rin ka­buk­la­rı so­yu­lur ve çe­kir­dek­le­ri ayık­la­nır. Pa­ta­tes­ler so­yu­la­rak tav­la za­rı şek­lin­de doğ­ra­nır. Ha­vuç­lar kı­zar­tı­lır ve 3-4 cm uzun­lu­ğun­da kib­rit çö­pü gi­bi di­lim di­lim doğ­ra­nır. Bit­ki ılık su­da bir sü­re bek­le­til­dik­ten son­ra su­la­rı­nın sü­zül­me­si için kev­gi­re ko­nur. So­ğan­da tav­la za­rı şek­lin­de doğ­ra­nır. Ten­ce­re­nin içi­ne bi­raz yağ ko­nu­la­rak ısı­tı­lır. Yağ ısın­dık­tan son­ra bü­tün bu mal­ze­me­ler atı­la­rak 5-7 da­ki­ka kav­ru­lur. Son­ra üze­ri­ne sı­cak su ila­ve edi­le­rek 15-20 da­ki­ka pi­şi­ri­lir. Da­ha son­ra yağ­da kı­zar­mış ek­mek­ler­le ser­vis ya­pı­lır (Ta­rif: Ha­bi­be KÜ­ÇÜK­KO­YUN­CU).
  6. Sar­ma­şık ye­me­ği (Hül­ya DAĞ­LI, Ber­ga­ma-Ba­lı­ke­sir, 1997)
    Mal­ze­me­ler: 1 kg genç dö­nem­de top­lan­mış bit­ki, 100 gr pi­rinç, 1 çor­ba ka­şı­ğı sal­ça, 100 gr mar­ga­rin, 2 su bar­da­ğı sı­cak su, 1 adet so­ğan.
    Ha­zır­la­nı­şı: Te­miz­len­miş olan bit­ki yap­rak­la­rı doğ­ra­nır. Ten­ce­re­de eri­ti­len yağ içi­ne so­ğan ek­le­ne­rek pem­be­leş­ti­ri­lir. Da­ha son­ra sal­ça ila­ve edi­lir. Bu­nun üze­ri­ne bit­ki yap­rak­la­rı ek­le­nip ölün­ce­ye ka­dar kav­ru­lur. Üze­ri­ne iki su bar­da­ğı sı­cak su ko­nur. 3-4 da­ki­ka son­ra pi­rinç ve tuz ila­ve edi­lir. Piş­tik­ten son­ra is­te­ğe gö­re üze­ri­ne yo­ğurt dö­kü­le­rek ser­vis ya­pı­lır (Ta­rif: Pem­be DAĞ­LI). Ay­nı ye­me­ğe Sam­sun yö­re­sin­de Gül­le­me adı ve­ril­mek­te­dir (Yu­nus DAL-1997).
    7.Yo­ğurt­lu sar­ma­şık ye­me­ği (Mu­rat ÖZER, Bo­lu, 1997)
    Mal­ze­me­ler: 1 kg bit­ki yap­ra­ğı, 500 gr yo­ğurt, 200 gr kıy­ma, 100 gr pi­rinç, 100 gr te­re­ya­ğı, 4-5 diş sa­rım­sak, 1 adet or­ta boy so­ğan, 1 çor­ba ka­şı­ğı sal­ça, ye­te­rin­ce tuz ve ba­ha­rat.
    Ha­zır­la­nı­şı: Bit­ki yap­rak­la­rı iyi­ce yı­ka­nıp doğ­ra­nır, kay­nar su­da 10-15 da­ki­ka haş­la­nır. Ay­rı bir kap­ta so­ğan pem­be­leş­ti­ri­lir. Kıy­ma ve sal­ça ile bit­ki haş­la­ma­sı ek­le­ne­rek bir sü­re kav­ru­lur ve su ila­ve edi­lir. Su kay­na­ma­ya baş­la­yın­ca yı­kan­mış pi­rinç ila­ve edi­le­rek 15-20 da­ki­ka kay­na­tı­lır. Yo­ğur­da ezi­le­rek dö­vül­müş sa­rım­sak­lar ka­tı­lır. Ta­bak­la­ra ko­nu­lan ye­mek­le­rin üze­ri­ne yo­ğurt dö­kü­le­rek ser­vis ya­pı­lır (Ta­rif: Ra­bia ACAR).
    Not: Bitkilerin yiyecek olarak kullanımı 4 kişiye göre hazırlanmıştır.

Bin Pınarlı İda (Kazdağları)

Geçmişten günümüze Troas (Biga Yarımadası) bölgesinde, yerleşme, coğrafi konum, iklim, flora ve fauna, mitoloji, eko-sistem ve tarih içinde binlerce yıllık kültürlerin oluşması ve çatışmalarıyla Kaz Dağı çok önemli bir yer tutar. Biyo-çeşitlilik yönünden kuzey yüzünün, güney yüzünden daha fazla olması, kuzey yüzünün önemini daha da arttırmaktadır. İnsanlığın doğal ve kültürel evrensel değeri, efsanelerin kutsal dağı İda Dağı’dır. İda Dağın etrafı Troya başta olmak üzere; Adramytium, Antandros, assos, Lemponia, Gargaria, Kebren, Skepsis gibi çok önemli antik yerleşimlerle çevrilidir. Bayramiç’teki Hadimoğlu Konağı, 1357-1365 yıllarında yapıldığı düşünülen Hacı Bali Camii ve 1792 tarihinde yaptırılan Camii-Cedid (Karşıyaka Camii) görülmeye değer eserlerdir. Yenice İlçesindeki Etnografya müzesi, Pazarköy’deki Mültezim Konağı, Yenice-Hamdibey’de Kuvâ-yi Mîlliye Kahramanı Köprülü Hamdi Bey’in heykeli görülmeye değer yerlerdir. Türkmen kültürünü enyansıtan Tahtakuşlar Etnografya Müzesi diğer önemli değerli Kaz Dağı ile özdeş olmuş yerlerdir. Kaz Dağı’nda halen geleneksel yaşam biçimlerini bozmadan devam ettiren Türkmen köylüleri, her yıl Ağustos Ayı’nın son onbeş günü Sarıkız Tepe’de geleneksel Sarıkız şenliklerinin yöresel kıyafet ve adetlerine uygun olarak yayla yaşantısında çadırlar kurarak, “Sarıkız Şenlikleri” olarak kutlamaktadırlar. Afrodit’in güzel seçildiği, tarihte bilinen ilk güzellik yarışmasının yapıldığı Ayazma’da halen her yıl Ağustos ayında bu geleneksel devam ettirilip Kaz Dağı Güzeli seçilmektedir. Kaz Dağı; Bayramiç’te Ayazma, Çandır, Muhteşem Süleyman, Dalak Suyu, Güre’de Pınarbaşı gibi ören yerleri ile Şahindere Kanyonu, Hasanboğuldu, Sutüven Göletleri ve su kaynakları gibi doğal güzellikleri, taş evleri ile dikkat çeken köyleri, tepe noktalardaki orman gözetleme kulelerinin yer aldığı manzara noktaları, şifalı suları, kaplıcaları, Sarıkız Şenlikleri ile dikkat çeken Sarıkız Tepesi gibi daha bir çok zenginliklere ev sahipliği yapmaktadır. (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Çanakkale Değerleri Envanteri, Ankara,2009,s.190)

BAYRAMİÇ’İN TARİHİ


        Karesi oğulları döneminde Saru Saltık ve Ece Halil yönetimindeki Türkmen boyları özellikle Kazdağının kuzey eteklerine Dağobası ile Evciler Çevresine yerleştirilmiştir. 1303 yılları arasında Türkmen prensliği diye anılan Bayramiç ve çevresi 1308 den sonra tümüyle Karesi oğulları beyliğinin egemenliğine girmiştir. 1357 yıllarında bölge Osmanlıların yürüttüğü başarılı politikalar sonrasında bütün yöreyi egemenlikleri altına almayı başarmışlardı

        Ahi hızır beyin Bayramiç´e yerleşmesinden sonra yöreye ilkin hayvancılıkla uğraşan göçebe Türk boyları gelmeye başlar. Öncelikle Menderes Nehri kıyısındaki Dutalanı köyü kurulur ve gelişir. Köydeki camiye çevrilen kilisenin yerine bugünkü Tepe Camii inşa edilir. Yöre halkının birlik ve beraberliğini sağlamak için dini bayramlarda kasabada toplanmaları istenir. Müslüman Türk boylarının dini görevlerini yerine getirmek üzere burada toplanmaları nedeniyle “Bayram için” düzenlenen bu toplantılardan kasaba “Bayramiç” adını alır.
        1356 yılında Karesi beyliği komutanlarından Ahi Hızır Bey önderliğinde Türkleşmeye başlayan Bayramiç ve çevresi 1691´lerde Hadımoğlu Sancaktarlığı idaresine girmiştir. 1882 yılında Belediye teşkilatı kurulan Bayramiç 1902 yılında Çanakkale ili´ne bağlı ilçe merkezi haline gelmiştir. 1949 yılında sınır belirleme çalışmaları tamamlanarak haritası çıkartılan ilçenin imar planı hazırlanmıştır. Başlangıçta sadece Tepe camii ile Karşıyaka camii arasında yoğunlaşan yapılanma daha sonra ilçenin her yönünde meydana getirilen mahallelerle hızlanmıştır. Bayramiç ve çevresindeki ilk yerleşimler oldukça erken döneme gitmesine karşın, bugüne kadar gelebilen gezilip görülebilecek kalıntılar oldukça azdır. İlçe sınırları içerisinde yer alan Kebrene ve Skepsis´teki az da olsa yüzeyden izlenebilen kalıntılar tarih olarak İ.Ö. 3. bin yıla kadar gitmektedir. Bayramiç´in daha çok Osmanlılar dönemine ait kalıntıları günümüze kadar gelebilmiştir. Bu çağa ait Hadımoğlu konağı, Hacı Bali Camii, Mustafa Aslan Türbesi, Karşıyaka Camii, Karşıyaka köprüsü (Taş köprü), Dede çeşmesi ile Çarşı Camii bütün tahribata rağmen günümüzde kullanılan Osmanlı eserleridir. İlçe merkezine yaklaşık 20 km. uzaklıktaki Külcüler ılıcası tarihi oldukça erkene gitmekle birlikte bunu belirleyecek maddi kalıntılar bulunamamıştır. Türkiye ılıcalar ve kaplıcalar rehberine de giren Külcüler ılıcasının kükürtlü suyu çeşitli hastalıklara iyi gelmektedir. Buradaki çamurun da cilt hastalıkları, romatizma, siyatik ve kireçlenmeye iyi geldiği, iltihaplı yaraları iyileştirdiği bilinmektedir.